5 Aralık 2017 Salı

Sol Yanım Gitti

  


   Uzun bir bekleyiş.. Bazen umut dolu bazen karamsar.. Sonra beyaz önlüklü bir doktor geliyor. Ne hissedeceğinizi bilemeden ilerliyorsunuz bir haber beklentisiyle. "Beyin ölümü gerçekleşti" diyor. Ne demek bu? Beklenecek herşey bitti mi?

   Haftasonu dayım vefat etti. Ne kadar kolay söylerken böyle.. Halbuki bütün o süreç başladığı andan itibaren heryerde onu görmüş gibi oluyordum. Sanki yattığı o hastanede o da bizi düşünüyordu. Her an dua ediyordum. Sonra annem aradı. Yıllardır hiçbir zorluğu bize yansıtmayan, belki onun hakettiği mükemmel evlat olamadıkça onunla çatışmaya girdiğim annem.. Ağlamıştı. Zaten ağlamak için gerisini duymama gerek kalmadı. O an tek düşündüğüm şey kaç yaşında olursak olalım, ailemizin güçlü duruşuna ihtiyaç duyduğumuz oldu. O gece içim çıkarcasına ağladım. Konu dayım değildi sadece. Erken ölümdü, annemin geçen sene dedemi; bu sene dayımı kaybetmesiydi, dayımın eşiydi, çocuklarıydı, anlam veremediğim yaşam döngüsü hakkında kafamdaki sorulara eklenen yeni sorulardı..

   Yolda bir sahne geldi aklıma. Hani geçmiş yıllarda bir dizi vardı. Çemberimde Gül Oya.. Dizideki o bölümde doktor kadına 'beyin ölümü gerçekleşti' diyor. Kadın hiçbir tepki vermiyor. Kızıysa mahvoluyor. Kadın, kalbi attığı sürece eşinin ona geri döneceğine inanıyor. Kızıysa 'Annee! Babam öldü. Gitmesine izin ver artık' diyor. İşte o sahne dayımın eşinin başına geliyor. Doktorlar organ nakli için soruyorlar. O ise kalbinin atmasını iyiye yoruyor. İnkar süreci uzun sürüyor yani.

   Çok geçmeden doktorlar 'kalbi durdu' haberiyle geliyorlar. Sonrası malum bayılanlar, 'babamı veriiin' diye bağıran evlatlar ve acı..

   Sonraki gün oraya vardığımda soğuk bir sessizlik vardı. Sonra dayımı getirdiler, cenazeyi.. İnsan bir anda nasıl başka bir isimle anılır oluyor. 'Gelin' geliyor, 'anne' geliyor, 'cenaze' geliyor... Kızların babalarını son görüşleri bu tabut açımında oldu. Sonra oturttular yengemi ve kızları, etrafına da bütün acılı teyzeler toplandı. Herkes bir ağızdan ağlamaya başladı. Kaç gündür böyle ağlıyorlardı sayamadım. Artık güçlerinin kalmadığı belli oluyordu. Teselli yoktu belki ama uğraştık. Onlara bugünün en zor gün olacağını anlatmaya çalıştım, sonra günler geçtikçe güçleneceklerdi. Sanki evde ağlamaktan helak olan ben değilmişim gibi büyük bir güç gelmişti. Onlara destek olmalıyım diyip olduğunca ağlamamaya çalışıyordum. Yengemse anılarına sığınmıştı. 'Kızlar da gidiyor demişti, Ediyle Büdü kalacağız seninle demişti, neden beni bırakıp gitti?' diyordu. 'Sol yanım gitti' diyordu. Böyle bir acı var mı ya?

   Cenazeyi gömdüler. Bütün kalkanlarım düştü hıçkırıklara boğuldum. Orda toplanan, toprak atan bütün insanlar olarak ya kendi ölümümüzü düşünüyorduk ya da dayımın geride bıraktıklarını.. Bilmediğimiz ölümün korkutuculuğu karşısında şaşkınlıkla izliyorduk işte..

   Dayımı gömmelerinden sonra garip bir şekilde rahatladım. Nedenini anlamadım.

   Bir şekilde hepimiz için herşey bitti. Çoğumuz evlerine döndü. İşlerini düşünmeye başladı, günlük kaygılarına devam etti. Yengem ve kızlar nasıl devam edecekti.. İnsan sevdiğinin anılarını nasıl geride bırakırdı ya da o anılarla nasıl devam edebilirdi? Büyük korkuları ve güçlenmeleri için gereken zamanı bırakıp gittik...
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Klavyeye değen parmaklarınıza sağlık :)