7 Ocak 2019 Pazartesi

ZEZE SAMİMİYETİNDE BİR KİTAP : BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK

 
    "Jem kolu tam dirseğinden fena halde kırıldığında aşağı yukarı on üç yaşındaydı." diye başlayan bir kitap bitirdim bugün.

    Scout Finch isimli küçük kızın avukat babası Atticus, abisi Jem ve gelecekteki nişanlısı olduğunu düşündüğü Dill ile geçirdiği çocukluğunu anlatıyordu. Irkçılığı, çocuk eğitmenin zorluğunu, adaletin;fikirleri çabucak değişebilen bir insanların elindeyken ne zor olduğunu...

Resim d&R kitapevine aittir

    Küçük Scout'un ağzından anlatılan kitap bana insanı anlamanın ne zor olduğunu tekrar düşündürdü. Çocukluktan itibaren acımasızca dışlamıyor muyuz birilerini.. Bu dışlananlar o zaman sınıfın hırsızı etiketini alıyor, büyüyünce başka bir etiketi. Sonra çeşitli bahaneler ekleyerek nefrete dönüşüyor dışlamalarımız... Mesela kitapta içtiği şişeyi gazete kağıdına saran bir karakter var. Sonrasında çocuklara bunun kola olduğu sırrını veriyor. Nedenini sorduklarında zaten benden nefret ediyorlar, bari içlerini rahatlatacak bir bahaneleri olsun diyor.. O hesap...Çünkü bu dışlamalarımız bizi hep vicdanımızla olan sınava götürüyor. Dünya ise bu yüzden değişmiyor belki de.. Birbirmizi sadece insan olarak göremediğimizden...

    Kitabı okurken önce 3.sınıfta okuduğum ilk romanım 'Çocuk Kalbi'ne gitti aklım; sonra da Şeker Portakalı'na... İki kitapta da olayları net olarak hatırlamasam da hissettirdikleri tınıyı hep hatırlarım. Aynı tını burda da var.. Çocuk aklını çok güzel yansıtan bu kitaplar, aslında okuyana "parça parça da olsa çocuk herşeyi anlar ve birleştirir" mesajını veriyor bana kalırsa.

    Diğer yandan ergenlik çağı denilen en büyük bilinmeyen var kitapta... Bu çağ öyle bir şey ki ne biz yetişkinler ne de o yaş grubu tam anlamıyla anlayamıyoruz bir türlü... Bu kitaptaysa bütün o yetişkinliğe geçiş sıkıntıları, üstüne dünyayı anlamaya çalışırken karşılaşılan adaletsiz olaylar Jem'i nasıl alt üst ediyor, harika yansıtılmış...

   Vesselam bir çom yönüyle kesinlikle okunması gereken bir kitap, tadılması gereken bir samimiyet...

1 Ocak 2019 Salı

20-19 UN İLK GÜNÜ

   
    Ayılabilenler için yeeepyeni bir GÜNAAYDIIIN!
    Erken uyananlar içinse 'Neden öyle bişi yaptın ki?' :P

    2019 ne ara geldi dimi ya? Gerçi 2018 hepimiz için yorucu, yıpratıcı ve 'bitse de gitsek' bir yıl olmuştu. Ama yine de insan şaşırmadan edemiyor yılların gidişine.. O değil de tüm sene yaptıklarınızı nasıl hatırlıyorsunuz yaa? Ben hasta olduğum günler, telefonumun evlat acısı gibi ani bozuluşu ve yeni telefon alışım dışında hiçbir şey hatırlamıyorum :D

    Buraları özlemişim. Yazmayı da... Bu sene için birçok kişi gibi bir sürüü hedef belirledim. Daha çok yazmak bunların başında geliyor. Vira bismillah diyelim :) Bir de biz insanlar ne kadar açız yeniden yeniden yeniden umutlanmaya. Ne kadar düşsek de tekrar kalkmaya.

    Tüüm dileklerimizin gerçekleştiği ve daha güçlü kalkışımızın olduğu bir yıl olsun. Sonumuz şu karikatür gibi olmasın, hevesimiz hep sürsün :)


29 Mayıs 2018 Salı

İçsel Konuşmaları Düzeltme Kitabı:İyi Hissetmek

 
   Psikolojide ilk öğretilen şeylerden biri; hepimizin çeşitli ruhsal rahatsızlıklara genetik ve çevre gibi etkenlerle eğilimli olduğumuz ancak bunun sınırı geçmesi durumunda teşhis konacak hale geldiğidir. Örneğin dersiniz ki benim ruh halim hiç belli olmuyor, bir hafta çok aşırı mutluyken diğer hafta yoğun bir çökkünlük yaşıyorum. Bu durumda sizin borderline eğiliminde olduğunu söyleyebiliriz. Ancak siz ancak sınırı geçmeniz durumunda borderline yani sınırda kişilik bozukluğuna sahip oluyorsunuz. Yani hepimizde bir potansiyel olduğunu söyleyebiliriz.

   Günümüzde hayat koşulları ve belki de değişen dünya nedeniyle hepimizin ortak olarak taşıdığımız bir potansiyel hastalık var: DEPRESYON. Uzun süren mutsuzluk hali ile şüphenilmeye başlanılan bu hastalığa dünyada 322 milyon insanın sahip olduğunu ve bu sayının gün geçtikçe arttığını biliyor muydunuz?


   Kendisi dünyada bu kadar yayılmış durumdayken nedenini ve niyesini tartışmak değil niyetim. Çünkü artık okuma yazma bilmeyen teyzelerimiz-amcalarımız bile 'Benim çocuğum depresyonda, psikolojisi bozuldu' diyor. Muhakkak bir kulak aşinalığı var herkeste. Doğrusu biliniyor ya da bilinmiyor orası ayrı tabi.

   Benim niyetim direk buna yönelik keşfettiğim bir ilaçtan bahsetmek. Adı: İyi Hissetmek. Dr. David Burns'e ait bu kitap, bir ilacın tam anlamıyla sayfalara dökülmüş hali. Özgüvensizlikten, öfke kontrol sorununa, kendimize yapıştırdığımız etiketlerden, duygularımızdaki dalgalanmalara depresyonun altındaki çeşitli sebeplere değiniyor kitap. Bunları yaparken de anlayacağınız gibi depresyon şudur gibi teorik bir anlatımla değil, olaylarla ve etkinliklerle dolu dolu yardımcı olmaya çalışıyor.

   Kitabı tamamen tesadüfen keşfettim ve daha sonra bahsetmek istediğim bir siteden ödünç aldım. (Şimdiden bir tık tık diyeyim de yeri olsun :)) Niyetim kitabı önce okumak, beğenirsem kitaplığımda yer açmaktı. Başlarda roman okumadığımı anlamama sebep olan o dile alıştım. Hani olur ya gazetede bir köşe yazısı okurken de bir odaklanma süreniz vardır. Hah tam o :) Sonra benden bahsediyor ya demeye başladım. Burns Depresyon Ölçeği gibi uygulamalara geldiğimde ise dersi eğlenceli hale getiren bir öğretmenle karşılaşmış gibi ilgiyle okumaya başladım. Kitabı post-it'lerle, notlar çıkararak okudum. Bittiğinde sadece 'Vay be' diyebildim.

   Kitabın benim için güzel yanları : bu alanda çalışan biri olarak donanımlı hale getirmesi, arşivime yeni teknikler katması oldu. Dil olarak bahsettiğim o alışma eşiğini atlayınca (ki kısa sürede oluyor) akıp giden bir hali var. Yazarın kendi olumsuz düşüncelerinden ve endişeli zamanlarından bahsetmesi de ayrı bir güzel olmuş. Çünkü insan böyle kitaplar okurken ister istemez karşıdakini herşeyi başarabilen ama kendisinde sorun olan bir dünya içindeymiş gibi düşüncelere girebiliyor.

   Tek beğenmediğim yanı ise : tekniklerde kağıt kalemle uğraşmayı sevmeyen kişilere zor gelebilecek teknikleri kullanmış olması. Kendi adıma teknikler bana eğlenceli geldi. Günlük yazmayı ve içgörü geliştirmeyi sevdiğim için üşenmeden yaptım. Ama yazmayı sevmeyen kişilere uğraştırıcı gelebilir.
   Bunun dışında hiçbir nokta olmadı şöyle olsaymış dediğim.

   Kitap aslında bilişsel-davranışçı terapinin de özü olan "Olumsuz otomatik düşüncelerinle egzersizler yapacak ve onları düzelteceksin ki iyi hissedebilesin" diyor. Bunu da hepimizin kolaylıkla anlayacağı güzel bir dille sakin sakin anlatıyor.

   Benim kitaplığımda yer vereceğim, size de tavsiye ettiğim bir eser oldu. Şimdiden iyi okumalar :) 

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Tatil Valizi Seni Çağırıyoor

   Gündüz sıcacık, öğlen fırtına dolu gel-gitli havalardan sonra sonunda yaz yüzünü göstermeye başladı. Şıpıdık terlikli teyzelerden, konser için ölen gençlere kadar hepimize kutlu olsun!!

11 Nisan 2018 Çarşamba

Şirince: Kıyamet Günü Soyguncusu

   Havaların bahara dönmesi ve güneşin yüzünü göstermesiyle hepimiz evlere sığamaz olduk. Önceliğimiz de tabiki doğal yerler oldu. İzmir ve çevresindeki kişiler bu doğal yer ihtiyacını Şirince'de gidermek istiyorlar. Peki Şirince ismi gibi şirin ve doğal mı? Biraz gezdik ve çokça düşündük...

3 Mart 2018 Cumartesi

Çalışmaya Gittim Dönücem

 
    
   En huysuzundan, en kontrolcüsünden ve en katısından bir oğlak burcu insanı olarak bu ara oğlaklığım tutmuş durumda. Sürekli ve kontrolsüz bir şekilde birşeylere çalışıyorum. Ama bu çalışma sonunda bir beklentim de yok, amaç sadece kendimi mutlu etmek. Sebebiyle yüzleşmeye hazır değilim sanırım. 

26 Şubat 2018 Pazartesi

Çağa Ayak Uydurma Programı : Teknoloji Her Yerde

   Dün haftasonunun verdiği rehavetle otururken sürekli aynı kanalları seyretmekten sıkıldığımı farkederek o ilk 5-6 kanaldan aşağılara devam etmeye başladım ve bu programa rastladım. İlk başta sıkıcı bir roman gibi gelen ve 'Ne diyor bu ya? Ne işe yarayacak ki bunlar?' diye sorgularken 5 dakika sonrasında 'Vay be bundan birgün eve mi alsak?' derken buldum kendimi.. Konumuz teknoloji...

14 Şubat 2018 Çarşamba

Solmuş Ayçiçeği Ruh Hali


   Normal şartlarda blogum sadece kültürel beğenilerimi unutmamak için açtığım bir blog olarak tasarlandı. İnatla ve bütün değişken ruh hallerimin klavyeye sıçrama isteğine karşı koyarak ruhsal hallerimden bahsetmeyeceğim dedim. Ama karşı koyamadım.

5 Şubat 2018 Pazartesi

Müzikle Sakinleşme Programı: Akustikhane



  Sürekli koşturmacayla ve stresle geçen sonbahardan sonra kış ‘artık biraz durun’ dercesine geldi. Soğuğunu üzerimize üfleyip, güneşini söndürdü ve bizi evlerimize yolladı. Bu soğuk havalarda üzerimize ince bir battaniye, elimize sıcacık salepimizi alıp izlenecek bir programdan bahsetmek istiyorum.  Bu kez konu müzik…

18 Ocak 2018 Perşembe

Kadın Ruhunun En İyi Analizlerinden: Bir Kadının Hayatından 24 Saat

 67 yaşındaki bir kadının, 40'lı yaşlarda yaşadığı bir günü, unutamadığı pişmanlığı ve yıllar sonra gelen itirafını konu edinen bir hikaye, akıp giden ve bittiğini farkettirmeyen bir kitap..